Monday, January 05, 2004

Big Fish

Acikcasi epey heyecanla bekledigim bu Ewan McGregor (yonetmen degil, benim ilgi kaynagim) filmi, ne yazik ki sadece hayal kirikligi yaratti bende. Son zamanlarda yavas yavas bir korku sariyor beni; yeni yapilan bir film eger eski zamanlarda geciyorsa, cok ilgimi cekmiyor. Yani her donemin kendi donemindeki filmi gecerli benim icin. 1960'larda yapilan bir film, 1960'larla ilgili olmali, o yillarda gecmeli.

Peki bu neden korkutucu?

Goreceli olarak guncel olmayan filmleri sevemeyecek miyim yani? Ama bir yandan da My Fair Lady, top ten listemin en ustlerinde dolasan bir film olarak icimi rahatlatiyor. Cumartesi gecesi gec saatlerde, bi kere daha izlemeye basladim ama tabii sonunu getiremedim. Audrey Hepburn, yani Eliza Doolittle hayattaki ev favori karakterlerimden biri.

Bu korku son zamanlarda, eski donemleri anlatan iyi film izlemedigim icin ortaya cikiyor olabilir. Mesela 2002 sonunda izledigim Far From Heaven bahsedildigi kadar harika olmamakla birlikte, konusu sebebiyle epey surukleyici idi. Ama o zamandan beri, sinema cikisinda beni donuklastiran film pek olmadi.

Neyse, belki butun bu vesvese, sadece dun Big Fish'i izlerken cok sikildigim icindir. Simdi dusundukce sevdigim baska bir iki film daha hatirliyorum. Chicago, biraz agir ve karanlik olmakla birlikte muhtesem bir muzikaldi.

Burada kesiyorum yuksek sesle dusunmeyi...

0 Comments:

Post a Comment

<< Home

Powered by Blogger