My Architect
Dun bu yil belgesel dalinda Oscar adaylarindan biri olan My Architect'i gordum. Film Amerika'nin unlu mimarlarindan Louis Khan'in evlilik disi oglu Nathaniel Khan tarafindan yonetilmis. Louis Khan benim daha once adini duydugum mimarlardan biri degil. Bu konuda cok bilgili oldugumu da soyleyemem zaten. Yine de ilginc bir sekilde Louis Khan'in kendisi cok tanidik geldi. Sanki bir yerlerde izlemisim, fotografini gormusum gibi. Beyaz saclari, yanik izlerinden bozulmus cildi ve papyonlari.
Film ilgincti. Oyle sansasyonel detaylar ortaya cikarmiyordu. Olumunden sonra herkesin ogrendigi seyleri ozetliyordu. Iskolik ve icine kapanik olan Khan'in, evliliginin yanisira iki ayri kadinla iliskisi olmus, bu iliskilerden de birer cocugu var. Ilk iliskisi kendi mimarlik firmasinda calisan bir mimar. Ikincisi ise bir peyzaj mimari. Ikisi ile de ortak projelerde calismis. Iki kadin da hamile kaldiklarinda bir sureligine yasadiklari sehirlerden ayrilip, cocuklarini dogurup geri gelmis, hic evlenmemisler. Esi ve bu iki kadin ayni bolgede yasadiklari halde birbirlerinden hic haberi olmamis.
O donemler icin cok cesur olmalilar. Zaten mimar ya da peyzaj mimari olmayi secerek farkli olduklari da belli. Ikisi de Khan'a kizgin degiller hicbirsey icin, hala ozluyorlar.
Nathaniel Khan tam olarak taniyamadigi babasi hakkinda birseyler ogrenebilmek icin bu filmi yapmis. Once babasinin yasadigi yerleri, sonra da yaptigi binalari gezmis. Film daha cok bir dolu fotograf ve roportajin toplami gibi. Khan'in binalari, kendisinin de esin kaynagi olan eski medeniyetlerin tapinaklarina benzedigi, ilginc bir sakinlik yaydigi icin fotografik kismi hemen benim begenimi kazandi. Tugla ya da cimentodan dev binalar ve gokyuzu, her zaman beni buyulemistir. Film bir yandan da cok samimi. Nathaniel Khan'in annesi ile roportaji hem herkes gibi, annesine acimasizca bazi sorulari yoneltiyor, hem de anne sikistirildigi anlarda, hadi canim sen de tarzi cevaplarla gecistiriyor konuyu. Ya da "sen ne dusunuyorsun bu konuda?" diyerek topu ogluna atiyor.
Louis Khan, kazandigi un ve yarattigi bir dolu binanin ardindan, 73 yasinda, borc icinde, tek basina bir tren istasyonu tuvaletinde olmus. Uzerindeki kimliklerin bilgilerini karaladigi icin, uc gun polis morgunda bekletilmis vucudu. Nathaniel Khan'in annesi hala, onunla birlikte yasamak uzere yola ciktigi icin kimlik, adres bilgilerini sakladigina inaniyor.
Louis Khan'in hayatin hakkinda beni en cok sasirtan ve umut veren sey, ne yapmak istedigini 50 yasindan sonra kesfetmesi. O yasa kadar, mimar olmaya karar vermek disinda, tarzina, ne ustunde calismak istedigine karar veremedigi icin hicbirsey yapmamis. Esinin calismasi sayesinde gecinmisler. 50 yasinda katildigi bir eski medeniyetler gezisi sirasinda gordugu eski tapinaklar, binalar ve kalintilar, bekledigi esin kaynagi olmus. Tabii uretim icin sadece 20 yil birakmis bu Kahn'a. Yine de ben de bu mucizevi rastlantiyi bekliyorum.
Dun bu yil belgesel dalinda Oscar adaylarindan biri olan My Architect'i gordum. Film Amerika'nin unlu mimarlarindan Louis Khan'in evlilik disi oglu Nathaniel Khan tarafindan yonetilmis. Louis Khan benim daha once adini duydugum mimarlardan biri degil. Bu konuda cok bilgili oldugumu da soyleyemem zaten. Yine de ilginc bir sekilde Louis Khan'in kendisi cok tanidik geldi. Sanki bir yerlerde izlemisim, fotografini gormusum gibi. Beyaz saclari, yanik izlerinden bozulmus cildi ve papyonlari.
Film ilgincti. Oyle sansasyonel detaylar ortaya cikarmiyordu. Olumunden sonra herkesin ogrendigi seyleri ozetliyordu. Iskolik ve icine kapanik olan Khan'in, evliliginin yanisira iki ayri kadinla iliskisi olmus, bu iliskilerden de birer cocugu var. Ilk iliskisi kendi mimarlik firmasinda calisan bir mimar. Ikincisi ise bir peyzaj mimari. Ikisi ile de ortak projelerde calismis. Iki kadin da hamile kaldiklarinda bir sureligine yasadiklari sehirlerden ayrilip, cocuklarini dogurup geri gelmis, hic evlenmemisler. Esi ve bu iki kadin ayni bolgede yasadiklari halde birbirlerinden hic haberi olmamis.
O donemler icin cok cesur olmalilar. Zaten mimar ya da peyzaj mimari olmayi secerek farkli olduklari da belli. Ikisi de Khan'a kizgin degiller hicbirsey icin, hala ozluyorlar.
Nathaniel Khan tam olarak taniyamadigi babasi hakkinda birseyler ogrenebilmek icin bu filmi yapmis. Once babasinin yasadigi yerleri, sonra da yaptigi binalari gezmis. Film daha cok bir dolu fotograf ve roportajin toplami gibi. Khan'in binalari, kendisinin de esin kaynagi olan eski medeniyetlerin tapinaklarina benzedigi, ilginc bir sakinlik yaydigi icin fotografik kismi hemen benim begenimi kazandi. Tugla ya da cimentodan dev binalar ve gokyuzu, her zaman beni buyulemistir. Film bir yandan da cok samimi. Nathaniel Khan'in annesi ile roportaji hem herkes gibi, annesine acimasizca bazi sorulari yoneltiyor, hem de anne sikistirildigi anlarda, hadi canim sen de tarzi cevaplarla gecistiriyor konuyu. Ya da "sen ne dusunuyorsun bu konuda?" diyerek topu ogluna atiyor.
Louis Khan, kazandigi un ve yarattigi bir dolu binanin ardindan, 73 yasinda, borc icinde, tek basina bir tren istasyonu tuvaletinde olmus. Uzerindeki kimliklerin bilgilerini karaladigi icin, uc gun polis morgunda bekletilmis vucudu. Nathaniel Khan'in annesi hala, onunla birlikte yasamak uzere yola ciktigi icin kimlik, adres bilgilerini sakladigina inaniyor.
Louis Khan'in hayatin hakkinda beni en cok sasirtan ve umut veren sey, ne yapmak istedigini 50 yasindan sonra kesfetmesi. O yasa kadar, mimar olmaya karar vermek disinda, tarzina, ne ustunde calismak istedigine karar veremedigi icin hicbirsey yapmamis. Esinin calismasi sayesinde gecinmisler. 50 yasinda katildigi bir eski medeniyetler gezisi sirasinda gordugu eski tapinaklar, binalar ve kalintilar, bekledigi esin kaynagi olmus. Tabii uretim icin sadece 20 yil birakmis bu Kahn'a. Yine de ben de bu mucizevi rastlantiyi bekliyorum.

0 Comments:
Post a Comment
<< Home