Sunday, February 25, 2001

Evimize bir orkide aldik, orkide sergisinden, beyaz. Gulum cicek delisi ve bana da yavas yavas gecmeye basladi. Yeni heyecanim sebebiyle Gulum benim secmeme izin verdi orkideyi, minik cicekli, beyazi sectim. Simdiye kadar ogrendigimden daha fazla cicek adi ogrendim, lilyum, lisyantus, iris, jerbera, gala, gardenia, altin kadeh..Gardenia favorim..Yapraklarindaki tozlari falan silmek cok guzel evdeki krizantem ve orkidemizin.

Friends dizisi burada cok populer, hafta ici hergun ustuste eski iki bolumu veriyorlar ve amerikalilar bile tekrar severek izliyor. Alman komsularimizla arasira birlikte izliyoruz, biz de kendi versiyonumuzu ceviriyoruz diye dalga geciyoruz. Ders calismak gerekmeyen bazi zamanlarda kapilarimiz acik yasiyoruz neredeyse, kahve bitti, firini kullanabilir miyiz, Gulum'un eli kasinmaya basladi, alerji ilaciniz var mi? Ders calismam lazim ama uykum var....

Turkiye'nin mali krizini duydukca burada bir sure daha kalmak iyi bir fikir olabilir mi dusunceleri artiyor, staj yapmak hem cv'me, hem bana cok yararli olabilir diye dusunuyorum.

Cumartesi gunu Fort Mason denilen bolgede hem bu cicek sergisi hem de sanat galerisi olan bir yere gittik John, Gulum ve ben. Galeriler SF'deki ogrencilerin fotograf ve resimlerini satiyor ve cok guzel olmasina ragmen unlu olmayan insanlara ait oldugu icin nispeten ucuzlar. Turkiye'de gormedigim ilginc bir uygulamalari var, resimleri kiraliyorlar, ornegin 1500 dolarlik bir resim iki ayligi 100 dolara kiralaniyor..Cok sevdigimiz bir Rosenberger vardi, Van Gogh'a benzettigimiz, acaba yapsak mi ki diye bakindik bir sure. Sonra Gulum kocasi dogum gunu icin gelecegi zaman ona gostermeye karar verdi.

Guzel gunler geciriyorum burada.

Monday, February 19, 2001

Heyy, uzun bir suredir yazmamisim, kofte gecemiz cok guzel gecti, Shannon�a barbunyayi hatirliyor musun diye sordugum da �tabii yani� demesi bizi cok guldurdu. Sam ve Hasan cok iyi arkadas olup, gece birlikte sigara kacamaklari bile yaptilar, ve sonuc olarak hepsi de kofteye bayildi.

Cumartesi yagmurlu bir gundu ve kendimizi spora verdik. Pazar da yagmurlu idi, gunun tek ilginc olayi �traffic�. Micheal Douglas, Catherine Zeta Jones ve diger baska bir dolu unlunun oynadigi, uyusturucu ile ilgili savasi anlatan film. Muhtesem. Ilk 15 dakikasinda bu kadar sikilip, sonra da bu kadar sevdigim bir film hatirlamiyorum. Film bir dolu hikayenin birlesmesi ile olustugu ve ilk basinda ayri ayri bu hikayeler anlatildigi icin biraz yavas geliyor.

Derslerle gecen bir okul haftasi, Cuma gunu ogleden sonra ders biter bitmez Gulum�le kendimizi San Francisco sokaklarina atmamizla bitti. Ikimizde bu haftadan sikilip biraz sehir havasina ihtiyac duyduk saniyorum. San Francisco�da sevdigimiz bir bolge var, Union Square: alisveris merkezleri, kafeler, restoranlar, ve isyerlerinin oldugu tam bir �downtown�, sehir merkezi. Macy�a adli bir alisveris merkezinin terasinda, butun bu curcunaya tepeden bakan Chocolate Cheesecake adli bir patisserie var. Oradan tatlilarimiz ve kahvemizle sehri izlemek cok guzeldi. Gecenin plani ise sinifimizdan Cinli Luis, Japon Madoka, Thai Sue Porn ve Zehra ile bulusup Thai yemekleri yemek ve Sweet November�e gitmek. Sevgili Luis�in bizi bir saat kadar bekletmesine kizip, bulusup gidecegimiz restorana yuruyerek gitmek komik olsa da, Madoka�nin onderliginde muhtesem yemekler yedik. Thai mutfagi Cin mutfagina cok benziyor. Hatta tipik denilen Hindistan cevizli tatli bir et yemegi disinda hersey ayni. Acikcasi tipik yemekleri de cok ilgimizi cekmedi, cok tatliydi..

Filmin tek ilginc yani San Francisco�da gecmesi. Onun disinda sonu, gelismesi zaten �Autumn in New York�dakinin aynisi, kimse cok etkilenmedi, hatta bir de filme gitmeden once sinema barinda ictigimiz saraplarin sabah basimizi agritmasi filmi tamamen sevimsiz kildi.

Cumartesi yine gezmelerimize devam ettik, bu sefer de Monterey�e gittik. Burasi zengin deniz yasamiyla unlu bir korfez, su samurlari, deniz analari gibi seyler var ortalikta. Aquarium denilen yerde ise bunlari sergiliyorlar yapay bir ortamda. Aslinda bu tur seylerin cok ilgimi cekmemesine ragmen, vatoz, kopekbaliklari, su samurlari, cesit cesit deniz anasini bir arada gorunce iyi vakit gecirdim. Korfezin kendisinin manzarasi ise cok guzel.

Monterey�deki park yeri maceramiz ise cok komikti, turistik bir sehir oldugu icin olabilecek butun park yerleri doluydu, biz de kendimizce cok zeki bir fikirle bir supermarkete girip, hem alisverisimiz yapip, hem de arabayi park yerinde birakabilecegimizi dusunduk. Paketlerimiz arabaya birakip, usulcana aquarium�a yoneldigimizde, daha once farketmedigimiz cin gibi bir market gorevlisi kosarak gelip, arabayi orada birakamayacagimizi soyledi. Guzel Monterey sehrinde yarim saatimizi ev alisverisimizi bosyere yaparak gecirmis olduk.

Vee Pazar gunu Cinlilerin �dumpling�leri yani bizim deyisimizle manti ama cesit cesit ic ile yeme gunu. Shannon�un arkadasi John 4 yil Cin�de calismis ve Cin�le ilgili hersey ilgi alani, ve Pazar sabahlari geleneksek olarak yenilen bu dumplingler icin cildiriyor (orada yasarken is arkadaslari ile yaptiklari bir yarismada 2.5 saatte 72 dumpling yiyerek sampiyon olmus). Onunla birlikte sehirde en iyi dumpling yapan yere gittik Pazar sabahi. Yaklasik olarak 45 dakikalik bekleme suresini karsidaki kafede, kahve gazete keyfi yaparak gecirdikten sonra siramiz geldi. Boyle yerlerde, bir de ozellikle sinirli gibi gozukup aslinda sadece hizli bir sekilde Cantonese konusan Cinlilerin arasinda yemek ismarlama isini bir bilene birakma luksu cok onemli. Sadece sebze ve deniz urunleri tercihlerini yaptiktan sonra gelen dumplingler inanilmazdi. Cinlilerin karideslerle yaptiklarina inanamiyorum, ancak bu kadar lezzetli olabilir. Pazar sabahi icin muhtesem bir kahvalti.

Bu Cin lokantasina giderken Castro caddesinden geciliyor, sokagin iyi yaninda sira sira ve giriste de dev boyutta olmak uzere gokkusagi bayraklari var. Gokkusagi renkliligi, degisik uclari yani escinselligi simgeliyor. Sokak escinsellerin ozgurluk alani, ve her ne kadar bu konuda tamamen tercihlere saygili olsam da, elele yuruyen iki sisko erkek komik bir goruntu.

Eve gelirken kiraladigimiz �Sex and the City�:New York�da yasayan 4 cilgin kadinla ilgili dizinin ilk 12 bolumunun yaklasik 6 tanesini izleyerek geceyi bitirdik.

Pazartesi yagmurlu ve evde ders calisma gunu. �Sex and The City�nin geriye kalan 6 bolumu ile devam ediyor.

Burada yasama surem iki aya yaklasirken yavas yavas neleri ozleyebilecegimi farkediyorum...Tabii neleri ozlemedigimi de.


Thursday, February 08, 2001

Istakoz gecesi harikaydi, Italyanlar dogustan asci oluyorlar sanirim. Sinifta normalde sessiz, sakin bir cocuk olan Stefano yemek yaparken bir anda usta bir asci olup, bizi hicbirseye dokundurmadi. Soganlari dograyisini izlemek bile bir zevk. Neyse gece guzeldi, bi brezilyali, ispanyol, italyan ve biz, merak edilen ve konusulacak bir dolu sey. Gecenin sonundaki komik olay, yaptigimiz muz ve elma kizartmalarinin kokusuna dayanamayip, gece 3'e kadar Gulum'le temizlik yapmamiz.

Anja'nin yemek daveti ile devam ediyim, cunku o da cok guzeldi, her ne kadar yemekleri genelde Anja'nin erkek arkadasi Franz-Jozef yaptigi,ve o gece Anja hazirladigi icin ispanakli kis biraz sert olsa da, cok sevimli bir cift. Franz-Josef Alcatel'de calisiyor ve en az 2-3 yilligina buraya gonderilmis. Buraya gelirken kendilerini biraz evde hissetmek icin Almanya'daki evlerinde ne varsa buraya getirmisler, kitaplar, cicekler ve en detay aksesuarlar bile Almanya'dan. Butun gun Carmel'de dolandiktan sonra oray gittigimiz icin, saat 9'da yemek bittiginde gunesten kizarmis yuzlerimizle uykumuz coktan gelmisti, ve evimize dogru yola koyulduk.

Butun yorgunlugumuza ragmen kiraladigimiz arabayi sonuna kadar kullanmak icin marketimiz Safeway'a ugramayi da unutmadik. Hatta biz eve gelince komsularimiz da bir safeway turu yaptilar.

Pazar gunu muhtesem bir hava ile uyandik, askilarla sokakta gezilebilen bir sicaklik vardi. Alev ve Sanli ilk defa olarak eve kahvaltiya geldiler, uzun bir kahvaltidan sonra hemen yanimizdaki College street'de yuruyus yaptik. Burasi sirin sirin bir dolu uluslararasi restoran, cafe, dukkan ve bir tane de harika bir petshop'un oldugu, Berkeley'nin unlu caddelerinden birisi. Guzel yaz havasi sebebiyle herkes sokaklara dokulmus, yazlik giysilerle dolaniyorlardi. Mocha Lisa'da kahve keyfi yaptiktan sonra, bir de petshop'a girdik. Ilk defa olarak bir papagan turu olan kakatulardan gordum. Bunlar diger yaramaz papagan turlerinin aksine cok evcil ve kendini sevdirmek icin deli olan kuslar. Bir tanesi Alev kolunu uzatir uzatmaz atladi, ve bir kedi gibi Alev'in boynuna basini sokarak mirlamaya basladi. En kotusu birakip da gidince cildircak gibi oluyorlar. Bizim sevdigimiz kakatunun cok acikli bir hikayesi vardi, sahibi olan cift bosandigi ve ikisinin de artik ona yeterince bakicak vakti olmadigi icin satmaya karar vermisler bu yasli sirin kakatuyu. Cok uzgundu, biz dukkandan cikarken titriyordu...

Alevler gittikten sonra yakinimizdaki parkta guneslenen komsularimiza katildim. Yanimda Harry Potter'im, juggling toplarim ve muzikle harika bir iki saatlik keyif oldu. Sonra da Pazar gecesi istakoz yemegi..

Pazartesi gecesi arabamizin son gunuydu, San Francisco'da gecirmeye karar verdik, W hotel adli bir otelin XYZ adli guzel bir bari var, yine zagat'da yeralan. Ilginc dekorlu ve ilginc barmenleri olan. Orada Gulum'un arkadasi Hasan ve Turkiye'den yeni gelen kuzeni Pinar'la, zor anlasabildigimiz barmenlerimize ragmen bir icki alip gecemizi bitirdik. Burasi kokteyller diyari oldugu icin sanirim, sade bir martini bianco diyince aptallasmis bir halde suratina bakiyorlar. Tabii bana hala kimlik soruyorlar, ama artik en azindan 21 olup olmadigim icin, 18 degil.

Okulumuz spor merkezine uye olduk, ve bir dolu muhtesem vucutlu kizin icinde iyice motive olarak surekli spor yapiyoruz, ya da yapmaya calisiyoruz. Hayat okul, spor ve gezme arasinda kosturarak geciyor. Simdi ise take-home examlerimi yaziyorum evde, keyif yaparak labtop basinda.

Yarin aksam Shannon, Sam ve John kofte yemeye geliyorlar....

Sunday, February 04, 2001

Hazirlandigimiz buyuk sunusun raposundan 100 aldik, hala basarili bir ogrenci olmaya devam ediyorum yani.
Ikinci Salsa dersimizi daha kucuk bir sinifta ve cok daha iyi bir hoca ile yaptik, gitgide daha da eglenceli oluyor.

Gecen Carsamba Shannonlarla yine bulustum San Francisco'da. Sokaklarinda guzel bir barda bir bira icip, sonra da bir kari-kocanin islettigi cok sirin bir sushiciye gittik. Sam, Shannon ve arkadaslari John ile yemek tabii ki bana cok ilginc geliyor, bir yemek boyu The Perfect Storm filmi, Shannon'un babasinin sanirim denizci olmasi (hala konusmalarini tam yakalayamiyorum cok heyecanli konustuklarinda) sebebiyle filmi sevmemesini falan tartistilar. Ama eglenceliydi, tanidigim en sicak Amerikalilar olmaya devam ediyorlar. Gecenin yeni kismi tek basima 11 gibi Bart (Bay area rapid transport) ile donmek..Shannon dedesinin olumu sebebiyle simdi Florida'da.

Bu sefer haftasonu huzurlu basladi, cunku pazartesi gunku sinavi sevgili hocamiz take home yapmaya karar verdi.

Cumartesi gunu hava muhtesemdi, bu iyi oldu cunku yapmaya karar verdigimiz Carmel gezisi guzel havasiz cok can sikici olabilirdi. Carmel bir deniz kenari kasabasi,muhtesem bir plaji var, inanilmaz uzun ve dalgali, hem de dev dalgali. Tam anlamiyla cocuklar gibi cildirip plajda ciplak ayaklarla kostuk. Simdiye kadar gitdigimiz heyeri Turkiyeden biryerlere benzetme oyunu oynuyorduk sanki, bu sefer bulamadik..Kasabanin kendisi biraz zorlama denilebilir, sirin yapmak icin calismis Amerikalilar. Heryer ayni sekilde suslenmis dogal degil gibi, ama yine de restoran ve kafeleri guzel tabii. Bir de evler, hayatimin evini gercekten gordum. Evin neredeyse butun cephelerinde cam kullanilmis, ve katlar, merdiven, birbirine gecisler harikaydi, ben de onlardan bir tane istiyorum.

Oradan donuste siniftaki arkadaslarimizda biri olan Anja (alman)'nin yemek davetine gittik, bize 45 dakika uzakta..

Sonra devam edicem, simdi evimizde Paula, Marko ve Stefano ile Lobster gecesi basladi, kiziyorlar...

Powered by Blogger