Demin annemle konusup ona gercekleri acikladiktan sonra artik yazabilirim. Haftasonu New York'a uctum..John'un bir arkadasi evleniyordu cumartesi gunu. Cuma gunu gece binip, sabah Newark'a indik, Zeynep'in sehri. Zeynep'in evini, studyosunu gorduk. Studyolari cok sirin, mimarlik bolumunun ust, camli bir kati, NY'a bakiyor camlari. Hatta 11 Eylul gunu olanlari oradan izlemisler. WTC'in olmadigi boslugu gosterdi. Puslu sehir manzarasi etkileyici studyolarindan.
Sonra dugunun oldugu kucuk kasabaya dogru yola ciktik, bir saat uzakta, zor yollarda, yogun trafikte biraz debelendikten sonra oteli bulduk. Hava muhtesemdi, ama gece yolculugunun etkisi ile havanin tadini cikarmak yerine uyuyakalmisiz.
Amerikan dugunleri bizimkilerden cok farkli, bu gittigim ikinci dugun. Onlar icin cok onemli, hayatlarinin en buyuk olaylarindan biri olarak goruyorlar, ve cok vakit, emek ve para harcaniyor. Ilk olarak dugunde oncesinde bir prova yemegi var, dugun seremonisine katilacak davetliler bir saatlik bir prova yaptiktan sonra yakin dostlarin katildigi bir yemek yeniyor. Bu yemek filmlerde gordugumuz, insanlarin bardaklari cinlatip konusma yaptiklari yemek. Cok duygusal, eski arkadaslar kalkip anilari, komiklikleri, esiyle tanisinca ne kadar degistigini falan filan anlatiyor.
Dugun seremonisi provasi ise sart. Dugunde inanilmaz bir toren var. Oncelikle gelinin ve damadin wedding party'leri var yani sectikleri esit sayida yakin arkadas veya aile yanlarinda duruyor, onlarin yurume faslinin provasi var. Aileden birileri ya da bir tanidik sarki soyluyor, bir kisi dokunakli bir siir okuyor, birileri konusuyor..Kucuk yuzuk tasima erkegi, cicek kizi gibi bir dolu seyin provasi yapiliyor.
Dugun ise inanilmaz. Arkadaslar, tanidiklar baska eyaletlerden uzun ucuslarla (bizim gibi, 5 saat) geliyor, butun seremoni yapiliyor, duygusal bakislar..Boyle uzun bir zaman icerisinde olunca dugun, herkes daha cok paylasiyor gibi. Hani hep bizde olur ya, evlenen cift hic bir sey anlamaz dugunlerinin paniginde, siz onlari goremezsiniz..
Pazar gunu ise Zeynep'le idik. Eglenceli, dolu bir sehir gunu. Once Yahudilerin unlu bagel yeri Ess-A bagel'da kahvalti yaptik. Buradaki bir arkadasim Essa'nin Yiddish'de yemek (fiil) anlamina geldigini soyledi. Herkes de oyle yapiyordu zaten, tiklim tiklimdi. Sonra MOMA'ya gittik, Giacometti sergisini gezdik.
John renove etmek icin eski bir San Francisco evi satin aliyor, viktoryen tarzi. Mimar olmaya hazirlanan kardescigimle birlikte yemekte olasi degisiklikleri konustuk, yakinda belki bazi resim ve cizimler koyarim. Icimdeki sanatciyi mutlu eden gelismeler, ben de ugrasabilecegim.
Yemek sonrasi da cok unlu bir caz bara gittik,
The Village Vanguard. Eski pusku gozuken ama bir dolu eski unlunun caldigi, simdi de hala cok populer bir sokak arasi bari.Herkes cok ciddi muzik dinlerken. Zeynep'le birbirimizi ozlemis olmanin etkisi ile biraz cok fisildayinca, sanatseverler rahatsiz oldular azicik, biz de sustuk hemen. Muzik guzeldi, ara sira ustumuzden gecen metronun salintilari ile birlikte.
Sehirde 11 Eylul'un yuzeysel etkileri goze carpmiyor. Hayat hizla devam ediyor, sehir trafigi normale donmus, dumanlar ve toz yok.
Guzel NYC'de dolu bir gunden sonra sabah erken kalkis ve hizla San Francisco'ya geri donus..