Monday, October 29, 2001

Cumhuriyet Bayrami

29 Ekim kutlu olsun!

Haftasonu buranin 3 saat kuzeyinde deniz kenarinda Sea Ranch - Deniz Ciftligi adi verilen bir bolgeye John'un buyuk buyuk kuzenlerini ziyarete gittik. Sisli ve yagmurlu bir hava olmasina ragmen, okyanusun 100 metre uzaginda uyuyup dalga sesi dinlemek harika birsey. Sea Ranch yazi ve fotograflari yakinda geliyor.

Pazar gecesi gec de olsa Memento'yu izledim. Hani su Usual Suspects filmine benzetilen film. Hayir benzemiyordu. Ilginc bir cekimdi, insani surukluyordu ama cok kolay anlasiliyordu. Sanirim beynimi daha yorucak bir sey bekliyordum. Film beynimi olayi cozmeye calismaktan degil, ahh bu nasil bir kabus diyerek yordu.

Bana supriz, daha erken Kasim sonunda geliyorum.

Wednesday, October 17, 2001

Ofiste tek basima son gunum, butun ivir zivirlarimi hallettim..Bu arada Turkiye ziyareti bilet isim de tamam, 22 Aralik saat 14:50'de oradayim, yihhuuu..

Sunu farkediyorum ki, tek basima calismak hic canimi sikan bir sey degil, aksine pek mutluyum. Acaba birseyler mi dusunmeli bu konuda...

Tuesday, October 16, 2001

Demin annemle konusup ona gercekleri acikladiktan sonra artik yazabilirim. Haftasonu New York'a uctum..John'un bir arkadasi evleniyordu cumartesi gunu. Cuma gunu gece binip, sabah Newark'a indik, Zeynep'in sehri. Zeynep'in evini, studyosunu gorduk. Studyolari cok sirin, mimarlik bolumunun ust, camli bir kati, NY'a bakiyor camlari. Hatta 11 Eylul gunu olanlari oradan izlemisler. WTC'in olmadigi boslugu gosterdi. Puslu sehir manzarasi etkileyici studyolarindan.

Sonra dugunun oldugu kucuk kasabaya dogru yola ciktik, bir saat uzakta, zor yollarda, yogun trafikte biraz debelendikten sonra oteli bulduk. Hava muhtesemdi, ama gece yolculugunun etkisi ile havanin tadini cikarmak yerine uyuyakalmisiz.

Amerikan dugunleri bizimkilerden cok farkli, bu gittigim ikinci dugun. Onlar icin cok onemli, hayatlarinin en buyuk olaylarindan biri olarak goruyorlar, ve cok vakit, emek ve para harcaniyor. Ilk olarak dugunde oncesinde bir prova yemegi var, dugun seremonisine katilacak davetliler bir saatlik bir prova yaptiktan sonra yakin dostlarin katildigi bir yemek yeniyor. Bu yemek filmlerde gordugumuz, insanlarin bardaklari cinlatip konusma yaptiklari yemek. Cok duygusal, eski arkadaslar kalkip anilari, komiklikleri, esiyle tanisinca ne kadar degistigini falan filan anlatiyor.

Dugun seremonisi provasi ise sart. Dugunde inanilmaz bir toren var. Oncelikle gelinin ve damadin wedding party'leri var yani sectikleri esit sayida yakin arkadas veya aile yanlarinda duruyor, onlarin yurume faslinin provasi var. Aileden birileri ya da bir tanidik sarki soyluyor, bir kisi dokunakli bir siir okuyor, birileri konusuyor..Kucuk yuzuk tasima erkegi, cicek kizi gibi bir dolu seyin provasi yapiliyor.

Dugun ise inanilmaz. Arkadaslar, tanidiklar baska eyaletlerden uzun ucuslarla (bizim gibi, 5 saat) geliyor, butun seremoni yapiliyor, duygusal bakislar..Boyle uzun bir zaman icerisinde olunca dugun, herkes daha cok paylasiyor gibi. Hani hep bizde olur ya, evlenen cift hic bir sey anlamaz dugunlerinin paniginde, siz onlari goremezsiniz..

Pazar gunu ise Zeynep'le idik. Eglenceli, dolu bir sehir gunu. Once Yahudilerin unlu bagel yeri Ess-A bagel'da kahvalti yaptik. Buradaki bir arkadasim Essa'nin Yiddish'de yemek (fiil) anlamina geldigini soyledi. Herkes de oyle yapiyordu zaten, tiklim tiklimdi. Sonra MOMA'ya gittik, Giacometti sergisini gezdik.

John renove etmek icin eski bir San Francisco evi satin aliyor, viktoryen tarzi. Mimar olmaya hazirlanan kardescigimle birlikte yemekte olasi degisiklikleri konustuk, yakinda belki bazi resim ve cizimler koyarim. Icimdeki sanatciyi mutlu eden gelismeler, ben de ugrasabilecegim.

Yemek sonrasi da cok unlu bir caz bara gittik, The Village Vanguard. Eski pusku gozuken ama bir dolu eski unlunun caldigi, simdi de hala cok populer bir sokak arasi bari.Herkes cok ciddi muzik dinlerken. Zeynep'le birbirimizi ozlemis olmanin etkisi ile biraz cok fisildayinca, sanatseverler rahatsiz oldular azicik, biz de sustuk hemen. Muzik guzeldi, ara sira ustumuzden gecen metronun salintilari ile birlikte.

Sehirde 11 Eylul'un yuzeysel etkileri goze carpmiyor. Hayat hizla devam ediyor, sehir trafigi normale donmus, dumanlar ve toz yok.

Guzel NYC'de dolu bir gunden sonra sabah erken kalkis ve hizla San Francisco'ya geri donus..

Monday, October 15, 2001

Hey sonunda kendi sayfama gecirebildim gunlugumu, amam tasarim yavas yavas..Bufun ofiste tek basimaydim, herkes konferans, seminer tarzi seylere dagilmisti, ben de hemen kotu bir eleman olup butun gunumu sayfamla ugrasarak gecirdim.

En son Serendipity filmine gittik burada, High Fidelity sirinliginde bir John Cusack filmi. Pazar gecesini bitirmek icin cana yakin bir film.

Buraya geldigimden beri izledigim bir dolu filmin ortak ozelligi San Francisco ve New York'da gecmesi. Zeynep birinde, ben birinde.


Her neyse Serendipity'nin web sayfasi cok guzel..

Monday, October 01, 2001

Haftasonu isyeri arkadasim Martin'in motorsikleti ile Santa Cruz'a gittik. Santa Cruz Izmir-Cesme ornegi ile anlatilacak, kucuk ama cok turistik sahil kasabasi. Uzun plaj, sicak hava. Insan San Francisco'dan ciktigini anliyor. San Francisco'nun yazlari kisa yakin, sisli ve soguk, sor bir sehir. Yolculuk toplam 3.5-4 saat surdu, 1 numarali okyanus kenarindan giden yolda. Manzara ve ruzgar harikaydi. Tek sorun bacaklarimdaki agri..

Martin Isvicreli, burada neleri sevmedigimizi konusup durduk. Amerikali olmayan herkes cok kolay ortak nokta buluyor birbirinde..

Pazartesi, resim dersi gunum. Modellerle calisiyoruz, San Francisco renkliligi onlara da yansiyor, gay model, yasli punk model. Yasli punk model hafif kiloluydu. Kivrimlar daha belirgin va resim daha dolu ya da anlamli, vurgulu oluyor. Muhtesem bir vucut yerine oyle seyler cizmeyi mi tercih ederim merak ediyorum.

www.cookthenet.com'u kendi sayfam yapiyorum..Yavas yavas ama..

Powered by Blogger