Thursday, September 26, 2002

Evet sonunda yazdim Hazine Avi maceramizi. Ivir zivir linkine bakarsaniz, orada goreceksiniz yaziyi...San Francisco'nun en renkli bolgelerinden Cin ve Italyan mahallelerinde duzenledigimizi yazmayi unutmusum. Bu ozellikle renkli kildi gunumuzu, kalabalik, renkler ve curcuna...

Hava sogudu yine. Gunes olmayan gunlerde zor neselenen biri oldugumu iyice kabullenmeye basladim. Tokaji sarabi konusunda okudugum yazi ve diger arastirmalarin da sonuna gelmeye basladim. Yakinda onunla da ilgili yazi geliyor!

Thursday, September 19, 2002

Hazine Avi

Planladigimiz hazine avi ile oyle mesgulum ki, baska birseyle ugrasmaya vakit kalmiyor. Ama bu cumartesiden sonra hem onu, hem de baska bir dolu seyi yazicam, mesela:

- Chicago gezisi
- Hazine avi
- Tokaji??!
- Hayat...

Pazar gunu Stinson Beach taraflarinda bir yuruyuse gittik. Yedi millik. Score adli bir dernegin para toplama amacli bir etkinligi. John'un arkadaslarinda biri kurucu uyelerden. Biz de onun araciligi ve istegi ile katildik. Yuruyusun kendisi esas olarak cok guzeldi. Sisli ormanin icinde baslayip, gunesli bir bozkirda bitti. Ama beni etkileyen kismi dernegin kendisi ve gecmisi. Sean, yani dernegin kurulma sebebi olan kisi John'un arkadasi Jimmy'nin MBA'dan arkadasi. Okulu bitirdikten 3 ay sonra bir hokey macinda aldigi darbe ile belinden asagi kisim felc olmus. Sigortasinin bakim masraflarini karsilamayacagini goren arkadaslari hem ona hem de onun gibi insanlara yardim etmek icin bu dernegi kurmuslar ve basari ile yurutuyorlar. Hastane ya da tedavi masraflarini odedikleri, arastirma icin fon verdikleri bir cok insan var.

Neyse hikayesini bu kadar dinledikten sonra Sean ile tanismak cok etkileyici oldu. Yuruyusun basinda, ortasinda insanlari karsilayip gulumsemesi, gundelik hayatin kucuk dertleri ile canimi siktigim icin beni utandirdi. Hayiflanicak hicbirsey yok dedim hayatimda bir kere daha....

Friday, September 13, 2002

Habire dogumgunumu yazip duruyorum ama kutlamalar yeni bitti. En son Zeynep'in hediyesi geldi, beni bilen birinin tam bana gonderecegi sey, Spa hediye sertifikasi. Spa buradaki guzellik salonu, masaj salonu yerlerin karisimi. Her turlu bakim ve keyif servisleri bulunuyor. Hani kendim habire gittigimden degil boyle yerlere, gitsem ne guzel olur dedigim icin.

Turkiye'den telefonlar geldi, bir gun icinde Turkiye'den gelen cagri rekorumu kirdim. Etrafimdaki insanlar Turkce duymaya alistilar. John'un planladigi muhtesem iki kisilik supriz dogumgunu partim ise gunun en guzel bitisiydi.

Carsamba gunu kaya tirmanma klubunden arkadaslarimla Berkeley icindeki Indian Rock adli kaya tirmanma ya da daha cok yan gecis yapma(ipsiz) parkina gittik. Bu kadar zamandir burnumun dibinde olan buraya gitmedigim icin hayiflandim. Ankara'da kaya tirmanmaya gittigimiz Huseyingazi gibi bir yer, biraz daha kucugu ama ulasimi cok daha kolay. Gercek kaya uzerinde tirmanma duygusunu ve korkusunu ozlemisim. Kaya tirmanma klubunde hersey o kadar guvenli ki, insan gercek hayati unutuyor. Disarida dusunce minderlere inmeyecegini bilmek, rotanin belirli olmamasi gibi seyler daha eglenceli kiliyor isi. Hani korkunca adrenalin pompasi yuzunden insan daha da bir kuvvetlenir ya.

Gelcek haftasonuna bir hazine bulma oyunu partisi ayarliyoruz. Sonunda hazine bulunmayacak ama sehrin Italyan mahallesi kisminda insanlar ipuclari ile bizim daha onceden belirledigimiz noktalari bulmaya caliscaklar, ve bu arada takimlar birbirleriyle yarisiyor olucak. Guzel havalar bitmeden keyfini cikarmak lazim sehrin. Hos yine sislendi biraz ama.

En son 4.85 mil kostum.

Tuesday, September 10, 2002

Aslinda bence Turkiye'de dogdugum icin su an dogumgunum sona ermek uzere, ama burada yeni basladi. Tugba'nin zamani birazcik sasirmis aramis ile gece de dogumgunumu hatirladim!

27 oldum ama ne degisti bilmiyorum. Ben hep ayniymisim gibi geliyor, biraz daha olgun oldugumun farkindayim. Bir de yine burada olmak farkli diger dogumgunlerinden.

Friday, September 06, 2002

Orhan Pamuk bitti bu arada. Daha cok negatif fikirler var aklimda. Edebi bir eser degil, bir macera romani okumus gibiyim daha cok.

Wisconsin ve Chicago gezisi cok guzel gecti. Onun da yazilari gelicek yakinda. Hatta gezi kismina atmaya baslayabilirim artik sanirim.
Tum Turkiye gezisi degil ama kucuk bir kismi..Asagida...
Assos - Sivrince koyunda sessizlik

Cesme'den ayrildiktan sonra hedef Assos. Yolun ne kadar surecegi yaklasik olarak biliyoruz. Foca'da oglen yemegi molasi verdik. Sirin tatil kasabasi. Baliklari kendimiz balikcilardan alip restorana verdik. Her zamanki gibi babam hem cok almis, hem de bir dolu meze ismarladik. Deniz borulcesi ne kadar olsa hepsini bitirecegim gibi geliyor. Baliklar leziz, hersey taze. Yemekten sonra yola devam, Altinoluk'tan geciyoruz, Turkiye'nin oksijen orani en yuksek sehri. Hava karardi.Hala biraz yolumuz var. Muhittin Eniste'nin tarif ettigi, ana yoldan sapip girilen ve trafigi daha az olan sahil yoluna girdik. Karanlik ve pek fazla tabele olmadigi icin nerede oldugumuzu cikarmak zor. En sonunda kor virajlar, yazisiz sapaklardan sonra karanlikta bir dolu tabelanin oldugu, bir iki ev gordugumuz bir noktaya geliyoruz. Babam ufak bir arastirmadan sonra gelince Behramkale koyunde oldugumuzu, kalmak icin yer ayirttigimiz Berceste otelin daha ilerdeki Sivrice koyunda oldugunu ogreniyoruz. Oklari gorunce asfalt yoldan cikip, toprak patikamsi otel yoluna girmemiz lazim.

Karanlikta yol kenari agaclari, bir iki ev, Behramkale'nin yakinlarinda oldugumuzu bilmemiz sebebiyle daha da buyuleyici, ilginc gozukuyor, ama bir yandan da aksam olmasi, hala kalacagimiz oteli bulamamak bizi huzursuzlastiriyor. Sonunda yasli kadinlarin aksam saatinde evlerinin kapi onunde sohbet ettigi kucuk koyde Bercete otel oklarini goruyoruz. Mutlulukla toprak yola sapiyoruz. Yol bayir asagi, keskin virajlarla gidiyor. Karanlik ve bu issiz yolun sonunda bulacagimiz otelden supheye dusmeye basliyoruz. Uzun on kilometreden sonra Berceste Otel ve Gurhan karsimizda. Heybetli tas bina, koca koyda tek basina. Butun yemekler hazir, Gurhan bizi bekliyor. Haftaici ve otelin tek musterisi biziz. Ve sanirim bu yuzden yemeklerimiz inanilmaz boyutlarda. Sirasiyla patlican salata, bezelye yemegi, manti - o yorenin ozel mantisi sanirim, icinde kiymam yerine bulgur var ve kozlenmis mantilara yogurt boca edilmemis, sadece sos olarak ustunde - balik ve meyve. Gurhan durmaksizin tasidi tabaklari. Onu kirmamak icin yiyebildigimiz kadar yedik.

Sabah kahvaltisi icin erkenden uyandigimizda - daha gezilecek cok yer var aksam Istanbul'a varmadan once - inanilmaz bir doga parcasini icinde uyudumuzu anladik. On kilometre cap icinde, koy etrafinda baska yapi yok. Denize bir tek biz bakiyoruz sanki. Gurhan hepimizi uyandirdiktan sonra kahvaltiyi hazirliyor simdi.

Kahvalti ve guzel Turk kahvelerimizden sonra once Assos'da Elif'lerle bulustuk. Elif ve iki kuzen Tugay ve Cigdem. Denize bakan restoranlardan birinde sabah kahvaltisi yaparlarken hizli bir sohbet. Assos sirin bir antik liman sehri. Kucuk oldugu icin yeni otellerle cok bozulmamis. Varolanlar tas binalar, goruntuyu bozmuyorlar. Belki de ulasim o kadar kolay olmadigi icin cok turistiklesmemis. Sadece yarim saat ayirabildik bu sefer.

Ve hizla Behramkale'ye hareket ediyoruz. Daha sonra ana giris olmadigini ve neden para almadiklarini anladigimiz ilginc bir kapidan bu kucuk ama etkileyici harabelere giriyoruz. Ilk ilgimi ceken sey kale duvarlari. Inanilmaz bir tas isciligi. Kalintilarin buyuk bir kismi buyuk alana yayilmis, bir iki duvar veya tastan ibaret. Bu eski Dor yapisi kalintilardan en etkileyici kisim Athena Tapinagi. Unlu sutunlari babam onderliginde bir sure gunesin alninda yanlis, dikenli topraklarda aradiysak da, tapinak karsimiza ciktiginda herseyi unutturuyor. Kalintilarin en yuksek noktasinda belki de, deniz gibi gokyuzunde yuzuyor tapinak ya da sutunlar. Etraf masmavi.

Tapinagi gordukten sonra arabaya inmeye basliyoruz. Bu sefer dogru kapi, on kapidan cikip kucuk Behramkale koyunun yokuslarindan geciyoruz. Iki tarafli koyun yaslilari yerlesmisler, islemeler, baharatlar, incik boncuk, yalanci antika, canta, kilim hersey var. Hepsi de oyle israrli ki, yanlarindan birsey almadan gecmek zor. Kiriliyorlar sanki insana birsey sormayinca. Annem her zamanki gibi biraz baharat biraz ev yapimi eriste aldiktan sonra, diger teyzelere de niye baska birsey alamayacagini, kendi annesi baharati nasil yapardi anlata anlata iniyor. Hava sicak, oglen sicagina yaklasiyoruz. Canakkale'den arabali vapurla bogazi gecmek uzere yola cikiyoruz.

Powered by Blogger