Thursday, January 30, 2003


Savas

Bush Sali gecesi burada halka bir konusma yapti televizyondan. Tabii ki hersey yazildi cizildi hakkinda ya da elestirildi ama bana en inanilmaz gelen burada onu sonuna kadar destekleyen insanlar (politikaci ya da silah tuccari degil, normal halk) olmasi. Iki abisini 2. dunya savasinda kaybettigi halde Bush'un konusmasindan sonra ona tamamen hak veren yasli kadinlar. Ne diyim.

Baska bir savas da muzik tuccarlari ve internetten parasiz mp3 indirilmesini sagalayan muzik yazilim sirketleri arasinda..Okumak isterseniz Kazaa

Basar, Burcin ve Sila SF'e ziyarete geliyorlar!

Wednesday, January 22, 2003

Yeni bilgiler

- Web sayfami sans eseri bulanlardan iki kisinin de adi ve burcu benim gibi �Basak�.
- Ilk defa olarak bir chiropractor�a gittim. Turkcesini bulunca yazicam. Alternatif tedavi yontemletinden biri. Ne zamandir uyurken boynumun agridigindan bahsetsem, herkes bir chiropractor�a gitmemi oneriyordu. Sonunda gittim ama ne oldugunu tam olarak ogrenmedim � cok aktif bit masaj yontemi saniyordum. Degilmis. Tabii ki farkli ama bizim kirik cikikcilari animsatti bana. Once sorunlu alani masaj ve isiyla gevsettikten sonra yerinden oynamis kemikleri yerlerine geri sokuyorlar. Bunu da boynu saga sola biraz asiri hareketlerle cevirerek yapiyorlar. Kulaga gelen sesler urpertici. Ama su an mutluyum. Boynumdaki tutukluk gecmis durumda, uyumak daha kolay.
- Iki gun ustuste ev yapimi pizza yapip yemek sikici degil.
- Sonunda San Francisco�ya gelirken hep tanismayi hayal ettigim gay arkadaslarimla tanismaya basladim.
- Cin usulu kendin pisir kendin ye �hot pot� yerine gittik. Ama mangal yerine bir restoranin icine icinde kaynar su olan bir ocak var. Suyun icinde tat verici bir iki malzeme ve icinde haslayarak pisirilecek malzemeler geliyor. Yiyenler icin et, baskalari icin karides, noodle, ispanak, lahana � cok leziz.

Portland

Gezi cok guzeldi. En guzeli Zeynep�le olmasi. Sonracima kucuk Portland turistler icin gezilmesi kolay bir sehir. Ilk gun butun sehir merkezini, gorulecek yerleri yuruyerek bitirdik. Hatta girdigimiz dukkanlardan birinin sahibi Turk idi. John her yerde oldugu gibi yine bir Turk�e rastlamamiza sasirmadi. Unlu kitapcilarinda bolca vakit gecirdik. Bor dolu kitap aldik. Alsinda buyuk bir kitapcidan cok cok farki yok, ama hem Portland�daki vergisiz alisveris olanagi hem de kitapcidaki inanilmaz zengin koleksiyon insani heyecanlandiriyor. Her kosede dukkanda aradigin kitabin olup olmadigi, varsa nerede oldugunu gosteren bilgisayarlar var. Bir kitabin hem orijinal hem de kullanilmislari ayni rafta duruyor. Neyse, bolca vakit gecirip, bir dolu istedigimiz kitabi aldi Powell�s kitapcisindan.

Sonracima Portland�in havasi inanilmaz temiz. Surekli yagan yagmur da temizliyordur tabii. Kizilderililerin bir zamanlar yasadigi, iki tane selaleyi birlestiren 5 millik bir patikada yuruyus yaptik. Uzun cam agacli, mistik bir yuruyus. Bir tarafta agaclarin arasinda yukselirken, bir taraftan da surekli Columbia nehrini goruyorduk. Patika Multnomah selalesini besleyen kucuk akintinin yanindan yuruyerek alcaliyor ve selaleye bakarak bitiyor. 546 feet yuksekliginde, heybetli bir selale.

Portland�daki eglenceli seylerden biri de, bira icip pizza yiyerek film izleyebileceginiz sinemalar. Bira Portland�in resmi icecegi. Bira ureticileri ile meshur. Bazi zeki ureticiler, sinema salonlarini satin alip bu uygulamayi baslatmislar. Her koltuk sirasinin onunde masalar var, izleme keyfini iyice arttiran. Hos ben izlemeye gittigimiz Mulletville filmini seyrederken ekstra sarap ve biradan uyuyakaldim ama olsun, fikir guzel.

Kendall, Sports Basement�dan arkadasim. Ben ilk basladigimda orada calisiyordu, sonra kendi sehri Portland�da donmeye karar verdi. Portland�da onunla da bulustuk. Bizi turistlerin biraz zor bulacagi, Ankara�daki mesela ciger 52, tavukcu tarzi inanilmaz eglenceli bir koprualti lokantasina goturdu. Sabah saat dorde kadar ayni menu ile acik kalan, garsonlarin hepsinin birbirinden ilginc ama komik oldugu bir yer. Keyifli bir yemek ve gece!

Baska neler yapiyorum son zamanlarda..John�un bana christmas hediyesi olarak verdigi iPod�uma yuklemek uzere bir dolu CD�yi mp3�e ceviriyorum, onlari iPod�uma aktariyorum ve sonra iste dinliyorum. Herkesle mp3 degisiyoruz. Bu arada Nil Karaibrahimgil begenildi.

Saturday, January 11, 2003

Cumartesi bugun...Birazdan Portland'a ucucaz ve Zeynep bizi havaalaninda bekliyor olucak. Ikibucuk gun ve uc gecemiz var gezmek icin. Okuduklarim ve duyduklarima gore sehrin hem kendisi hem de dogasi cok guzel. Gelisen yeni sehir merkezi, galerileri, kitapcilari, restoranlari ve parklari, ormanlari gezi planimizda.

Yeni bir kitap okuyorum, okudugum ilk adamakilli Amerikan romani diyebilirim. Jonathan Franzen'in The Corrections'i. Orta Amerika'da yasayan bir anne baba ve evden coktan ayrilmis ilginc cocuklarinin oykusu. Hepsi ayri ayri kendi hayatlarini, anne-baba, coccuklari ve kardesleri ile iliskilerini ya da sorunlarini anlatiyorlar. Sayfa cevirici ilginc bir roman.

Iyi yolculuklar bana...

Sunday, January 05, 2003


Bir haftalik tatil guzel bir sey, hele bir de tepelerinde kar olan ama ruzgarsiz, gunesli, inanilmaz bakimli bir kayak merkezinde olunca harika oluyor.

22-29 Aralik tarihleri arasinda Snowmass, Colorado�ya buranin muhim noel tatilini gecirmeye gittik. Noel nerdeyse herseyden onemli bir tatil. Hic beklenmedik, ozgur bireylerden olusan aileler bile biraraya geliyor, hediyelerini aciyorlar.

Neyse, Snowmass unlu Aspen�e 20 dakika uzakta, sadece kayak amaciyla kurulmus bir kasaba. Nufusun cogunlugu haftasonu evlerinin sahipleri, yani gecici halk. Pistler inanilmaz guzel, uzun. Her seviye icin bir dolu ayri alan var. Bazi liftlerle tepelerin zirvelerine kadar bile cikiliyor.

Aspen ise � belkide orada konaklamadigimiz ve kaymadigimiz icin � bir kayak kasabasi olmakla birlikte, sadece inanilmaz zenginlerin geldigi bir kasaba gibi degildi. Sirin sokaklari ve evleri, ilginc dukkanlari, kalabalik restoranlari ile daha cok sevimliydi. Zar zor rezervasyon yaptirabildigimiz �in� bir restorandaki (Campe di Fiore) sahte sarisin ve mafia goruntulu bir dolu adam disinda genel olarak heryer normal yasam ile doluydu. Aspen�de John�un annesini en mutlu eden seylerden biri de hem kitapci hem de vegan yemekler sunan bir dukkandi (Explore).

Yukaridaki fotograf icin bir gunlugune mukavemet kayagi yapmaya gittigimiz yer Ashcroft. Burasi eski bir gumus kasabasi, simdi hayalet kasaba olmus. Gumus arama devrinin sonunda, altina hucumdan 20 yil once kuruldugu icin uzun omurlu olmamis. Ama dogasi muhtesem. Buraya mukavemet kayagi icin gittik. Agaclarin arasinda, gunesin altinda cok cok guzel bir 4.5 kilometrelik pisti bitirdikten sonra 6 haneden olusan eski hayalet kasabada yuruyus yaptik. Guzel bir gundu.

San Francisco�ya donunce bir film maratonuna basladik. Tatil doneminde bir dolu yeni guzel film vardi. Simdiye kadar gorduklerimiz: Two weeks notice (Sandra Bullock � Hugh Grant), Chicago (Rene Zellweger � Catherine Zeta Jones), Catch me if you can (Leonardo di Caprio � Tom Hanks). Hepsi ilginc filmlerdi ama favorim Two weeks notice. Sanirim tatilde izlenmesi kolay, gunumuzden bir romantik komedi oldugu icin. Chicago guzel bir muzikal ve herkes dansediyor ve kendi sesiyle sarki soyluyor! Catch me if you can ise gercek bir dahinin hikayesi. 19 yasina gelmeden sahte pilot, doktor ve avukat kimlikleriyle milyonlarca dolar yuruten, yakalandiktan sonra ise FBI�da sahte cek burosunda calismaya baslayan bir dahi! Steven Spielberg�in yeni filmi.

Onumuzdeki haftasonu ise Zeynep ile Portland (Oregon)�da bulusup orayi gezicez. Dogasi, bira ureticileri, gelismekte olan sanat ve ic tasarim dunyasi ve vergisiz alisverisi ile unlu bir sehir. Bakalim....

Powered by Blogger