Monday, September 29, 2003

Sanki kisa yazsam olmayacakmis gibi geliyor diye yazmadim galiba. O yuzden on gunluk aralar oluyor. Neler yapiyorum, iki tane web sayfasinin tasarimiyla ugrasiyorum. Yavas yavas hayata geciyorlar, yakinda halka acacagim.

Bu cuma yine NYC'ye gidiyorum Zeynep'i ziyarete. Shannon da geliyor, bolca egleniciz. Plan yapmakla mesguluz.

Yaklasik 3-4 haftalik bir aradan sonra bugun ilk 45 dakikalik kosumu yaptim, yorgun dusurdu, birazdan uyuyacagim. Saat sadece 21:45 bu arada.....

Saturday, September 20, 2003

Uzerinden epey vakit gecti ama aklima geldi. Los Angeles'a gittigimizde Getty Muzesini ziyarete gittik. Bekledigimden cok farkli, ilginc bir gezi oldugu icin yazmaya deger buluyorum.

Muzedeki ilk maceramiz park etme ile basladi. Esas park alani dolu oldugu icin bizi bes kilometre uzaktaki ikinci park alanina yolladilar. Orada arabayi park edip gunes altinda bizi ilk alana goturecek otobusun kuyruguna girmeye hazirlanirken bir gorevlinin "obur parkyerine simdi giderseniz, park edebilirsiniz" diye haykirmasi uzerine bir heyecan yasandi. Gorevliyi ilk duyanlar arasinda oldugumuz icin arabaya kosup ilk yere gittik, parkettik. Daha sonra minik tramvayimsi bir tasita binerek kucuk bir tepenin uzerine kurulmus muzeye ulastik.

Muzeye giris cok asamali. Tramvay muzenin oldugu tepeye ulastiginda gokyuzune acilan bir genis alana cikiliyor. Buradan yine cok genis bir alana yayilmis basamaklardan cikarak binanin icine giriliyor. Hersey cok acik, ferah. Ama giris binasinin icine girince bir sure garip bir bocalama yasadim. Normalde muze, sinema gibi servis icin para odenmesi gereken yerlere gidince, odeme yapilan alan kolayca bulunabilen, onunde sira olan ya da herkesin isaretlerle yoneltildigi yer oluyor. Bense bu aciklik, ferahlikta elimde para nereye gitmem gerektigini bulamadim. Sonunda John'un arkadasinin esi muzenin ucretsiz oldugunu soyledi. Buyugunden kucugune yillardir ucretsiz hicbir muzeye gitmedigim icin inanilmaz sasirtici idi bu bilgi, muzenin sagladigi butun servisler ve detaylarin guzelligini dusununce.

Muze buyuk bir alana yayilmis, bir dolu bina ve bahceden olusuyor. Farkli binalar degisimli olarak muzenin koleksiyonu sergiliyorlar (en degerli parcalarin cogu Getty'nin kendisinden kalmis) ve ayrica konuk sergiler geliyor. Biz gittigimizdeki konuk sergi "Garip Gunler: Altmisli Yillardan Fotograflar" idi. Sergiden Garry Winogrand ve Diane Arbus hayrani olarak ayrildim! Fotografin o ilginc " anlik da olsa gercegi yansitma" ozelligi beni en cok ceken sanirim. Altmisli yillardaki ayakkabilar, o sirada genc olan bir erkegin simdiki yaslanmis hali, bakislar...

Neyse daha guncel birsey ise "Lost In Translation" filmi. Sofia Coppola'nin yonetmenligini yaptigi bu filmde Mill Murray cok komik, Tokyo cok cekici. Filmin kendisinin fotograflarini cekmek geliyor insanin icinden, izlerken Tokyo sokaklarina baktikca. Gidilmesi gereken yerler listemde. Film ise, sanirim "Top Ten" listeme girebilir bir gun .



Wednesday, September 17, 2003

Saturday, September 13, 2003

Son zamanlarda Internet ile ilgili okudugum en yerinde yorum!

"The cultural and technical principle embedded in today's Internet is that it is neutral in the sense that the people who use it have the power to determine its use, not corporations or the network operators," said Jonathan Zittrain, a co-director of the Berkman Center for the Internet and Society at the Harvard Law School. "The plan for the Internet was to have no plan." NY Times

Thursday, September 11, 2003

Bugun de annemle babamin evlilik yildonumu...Mutluluklar!

Wednesday, September 10, 2003

Dogumgunum benim - 28 oldum!

Thursday, September 04, 2003

Hint dugununden bir iki resim..
Dugunler

Gecen haftasonu (pazartesi gunu burada labor day oldugu icin 3 gunluk haftasonu idi) Los Angeles'a gittik. Yine John'un arkadaslarindan birinin dugunu icin. Ama dugun John'un Hintli arkadasi Mani ve Rina'nin dugunu oldugu icin "Monsoon Wedding" filmi tarzi idi. Once sabah dokuzbucuk'ta damat ve gelinin ailesinin birbirlerini kabul etmesi ile basladi. Iki aile karsi koselerde bekleyip, herkes hazir olunca birbirine dogru yuruyor. Ortada bulusunca once babalar, sonra anneler ve kardesler bir bir ortada bulusup birbirlerini kucaklayip, cicek veriyorlar. Bu seremoniye damat katilmiyor, sadece izliyor. Gelin ise henuz ortada yok. Bu arada her zaman normal giyimiyle gordugumuz Mani, bu sefer beyaz bir salvarimsi pantalon, ustunde upuzun bir ceket, sih kavugu ve kilici ile cok ihtisamli idi. Ayrica geleneklerine uyarak da bir aydir sakalini kesmiyormus.

Bu seremoni bittikten sonra sabah cayi icin yemek salonuna gecildi. Sabah saat 10 olmasina ragmen guzel bir yemek yendi ve bolca hint cayi icildi.

Cay faslindan sonra dugun seremonisi basladi. Yerleri beyaz ortulerle kaplanmis salona girmeden once ayakkabilarimizi cikardik, hem erkekler, hem bayanlar verilen ortulerle basimizi orttuk ve haremlik, selamlik olarak ayrilarak yere oturduk. Bu arada herkes bildigi, anladigi kadari ile ne yapilmasi gerektigi konusunda birbirine yardim ediyordu. Kimse yanlis tarafa gitmesin, garip seyler yapmasin diye. Biz Hintli olmayan konuklar yerde oturup etrafi izlerken, Hintli konuklar yavasca kutsal kitaplarinin onunde siraya girip, yeri opup saygilarini gostererek yerlerine gectiler. Bu arada butun bayanlarin Sari giydigi bu seremonilerle insanin kendi siradan giysileri ile kendini iyi giyinmis saymasi pek mumkun degil. Kucucuk, sirin kizlar bile minik giysileri ve altin takilari ile cok guzeldiler.

En son Mani ve ailesi yerlerini aldiktan bir sure sonra, Rina -gelin- ailenin bayan uyeleri (anne, kardes, kuzenler, yakin arkadaslar) tarafindan ustunde tente gibi tutulan bir ortunun altinda, inanilmaz guzel sarisiyle geldi. Damat ve gelin yanyana oturduktan sonra evlilikleri ile ilgili dini kitaptan parcalarin okunmasi, gelinin erkek kardesleri ve kuzenlerinin cift ile dini kitap etrafinda donmesinden sonra ciftin evlilik toreni dagitilan ve elle yenen helva ile sona erdi.

Toren sonrasinda yine yemek salonuna gecildi ve oglen yemegi yendi, en sevdigim ve bulmasi zor olan Hint tatlisi Rasma Lai ile. Iki tane yedim tatlidan!

Saat iki gibi yemek bitti ve aksam kokteyl saatine kadar olan boslugumuzda yapilanlar baska bir yazinin konusu. Saat sekiz gibi yine butun seremonilerin gerceklestigi yerde kokteyl basladi. Hint yasaminda yemegin bu kadar yer tuttugunu farketmemistim daha once. 40-45 dakikalik bol aperatifli kokteyl fasli ve benim icin iki sampanyadan sonra yemek basladi. Mani bir aydir kesmedigi sakallarini kesmisti! Iki aileden birer uyenin kisa konusmalarindan sonra muzik basladi, herkes dans pistine firladi (bu kismi Monsoon wedding filmi tam) ve bir daha da pist bosalmadi. Saat gece 11-12 gibi hala hic oturmamis cilgin danscilar vardi ortada.

Kisaca bolca yiyip, icip, dans edildi dugun boyu!

Los Angeles tatilinin geri kalani sonra......

Bir onceki hafta Niagara selaleri yakinlarindaki baska bir dugunden bir iki komik fotografta burada:
Buffalo Gezisi

Powered by Blogger