Tuesday, January 27, 2004

Hic beklemezdim ama bakiniz kahvenin yararlari.

Iki gunde bir olan kahve keyfimi, vicdan azabi duymaksizin devam ettirecegim bu durumda.

Friday, January 23, 2004

Ilginc, SuniPeyk bana yer vermis bu sayisinda, Haktan'dan aldigim habere gore! Nasil oldu da ilgilerini cekmisim acaba?

Son zamanlarda benim ilgimi cekenler

- Online rejim/spor gunlugu. Mutlaka fotograflara bakin.

- Web sayfaniza yer imi (bookmark) ikonu ekleme kilavuzu. Yakinda kendiminkine ekleyecegim.

- Google'in logo kolleksiyonu. Ozel gunlerde logolorini gunu yansitacak sekilde degistiriyorlar.

- Castro sokagi. Su an yasadigimiz mahalle.

Monday, January 19, 2004

Siebel Open geliyor!

Oyle cok onemli bir turnuva degil ama yanibasimizda olmasi cok onemli ve gidilebiliyor kiliyor. Subat 14'de, aman aman, tam da sevgililer gunu hani, yari finaller var. Bilet durumunu ogrenmek icin web sayfasindaki numarayi aradim. Andy Roddick'ten kisa bir mesajla basliyor servis.

Simdi final ya da yari final mi izlemek istiyorum, ya da Agassi veya Roddick mi ona karar vermeye calisiyorum. Belki cok sansli olurum ve Agassi ve Roddick finalde karsilasirlar, kimbilir.

Bu arada katilan sporcularin profillerine bakmak biraz ic karartici. Cogunlugu 80'li yillar dogumlu!

Friday, January 09, 2004

Ayrica cumartesi Tenten'in dogumgunu!
San Francisco yine yagmurlu. Buranin kari da bu kis yagmuru. Ama yetmiyor disarinin gri rengi icimdeki heyecani kacirmaya cunku bugun Cuma. Haftasonu geldi.

Sanirim is dunyasinin en acikli yonu, en azindan benim icin, haftasonlari ve maaslari bekleyerek yasamak. Hala dusunuyorum yapmaktan cok mutlu oldugum icin bana bunlari unutturacak bir isi. Calismalarim suruyor. 30 yasina iki yil kaldi, umarim bu aralar bulacagim.

Oley, Turkiye'de idam karari kaldirildi.

Gicik bir haber ise, Apple'in yeni iPod'lari. Benimki sadece bir yasinda ama ustune iki yeni model cikti. Bu yeni model iPod mini, yani benimkinden kucuk ve daha as sarki kapasitesi var, ama renkli ve kucuk iste. Cok giciklar.

Tuesday, January 06, 2004

Bu sefer de Bowling for Columbine'i izledim dun gece. Micheal Moore'un Amerika'daki yaygin silah sahipligi, kullanimi, yasanan silah trajedileri ve sacmaliklari uzerine bir film. Bu filmi izlemeyi bu kadar erteledigim icin kizdim kendime - inanilmazdi.

En buyuk savunma firmalarindan biri Lockheed Martin'in oldugu kasabada yasanan trajedi, Columbine lisesinde iki kendi halinde cocugun cildirip 14 ogrenci ve bir ogretmeni teror sacarak oldurmeleri.

Ikinci olay ise, yoksul bir kasabada kimsenin ilgilenemedigi 6 yasinda bir cocugun, amcasinin evinde silah bulup, okulda yine 6 yasindaki kucucuk bir kizi oldurmesi. Sebebi yok tabii. En genc suclu oluyor bu kucuk cocuk Amerika'da. Ama daha kotusu ya da komigi, bu kucuk cocugun cezalandirilmasi ya da oldurulmesini isteyenler olmasi.

Daha bunun gibi bir dolu olay var tabii. Sonucta bunlarin hepsi, silahlar kolayca satin alinabildigi (yasalarina gore herkesin buna hakki var), mermiler marketlerde satildigi icin oluyor. Amerika'nin ulke olarak saldirganligi kendi insanlarini da etkiliyor.

Micheal Moore'un bir de web sayfasi var...

Monday, January 05, 2004

Big Fish

Acikcasi epey heyecanla bekledigim bu Ewan McGregor (yonetmen degil, benim ilgi kaynagim) filmi, ne yazik ki sadece hayal kirikligi yaratti bende. Son zamanlarda yavas yavas bir korku sariyor beni; yeni yapilan bir film eger eski zamanlarda geciyorsa, cok ilgimi cekmiyor. Yani her donemin kendi donemindeki filmi gecerli benim icin. 1960'larda yapilan bir film, 1960'larla ilgili olmali, o yillarda gecmeli.

Peki bu neden korkutucu?

Goreceli olarak guncel olmayan filmleri sevemeyecek miyim yani? Ama bir yandan da My Fair Lady, top ten listemin en ustlerinde dolasan bir film olarak icimi rahatlatiyor. Cumartesi gecesi gec saatlerde, bi kere daha izlemeye basladim ama tabii sonunu getiremedim. Audrey Hepburn, yani Eliza Doolittle hayattaki ev favori karakterlerimden biri.

Bu korku son zamanlarda, eski donemleri anlatan iyi film izlemedigim icin ortaya cikiyor olabilir. Mesela 2002 sonunda izledigim Far From Heaven bahsedildigi kadar harika olmamakla birlikte, konusu sebebiyle epey surukleyici idi. Ama o zamandan beri, sinema cikisinda beni donuklastiran film pek olmadi.

Neyse, belki butun bu vesvese, sadece dun Big Fish'i izlerken cok sikildigim icindir. Simdi dusundukce sevdigim baska bir iki film daha hatirliyorum. Chicago, biraz agir ve karanlik olmakla birlikte muhtesem bir muzikaldi.

Burada kesiyorum yuksek sesle dusunmeyi...

Powered by Blogger